Şemseddin Yeşil Okumalı yeşil0019

Satıcı :
Henüz Yorum Yazılmamış.
10 TL
Favorilere Ekle

ÜRÜNÜN KAMPANYALARI

9.7
Satıcı Puanı
9.7
Satıcı puanı, müşteri geri bildirimleri ve satıcının sipariş sürecindeki performansı dikkate alınarak hesaplanmaktadır.
Satıcıya Soru Sor

Ürün Değerlendirmeleri

Henüz Yorum Yazılmamış.

Ürün Bilgileri

Şemseddin Yeşil Okumalı

  • Bu üründen en fazla 10 adet sipariş verilebilir. 10 adetin üzerindeki siparişleri Trendyol iptal etme hakkını saklı tutar.
  • Kampanya fiyatından satılmak üzere 10 adetten fazla stok sunulmuştur.
  • İncelemiş olduğunuz ürünün satış fiyatını satıcı belirlemektedir.
  • Bir ürün birden fazla satıcı tarafından satılabilir. Ürün liste ve detay sayfalarında tüketici memnuniyeti göz önüne alınarak fiyat avantajı, teslimat hızı, iade oranları ve genel hizmet kalitesine göre belirlenmiş puanı en yüksek satıcı görünür satıcı olur. Diğer satıcılar, ürün detay sayfasında alternatif olarak listelenirler.
  • Bu ürün indirim kampanyasına dahil değildir.

Ürün Açıklaması

HİÇBİR DİN İSLAM DİNİ KADAR AKLA KIYMET VERMEMİŞDİR

     İslam dini, aşk ve ihlas dinidir. Din-i Celil-İ İslam'da her emr-i menkul akl-ı selime göre ma'kuldür. Hiçbir din İslam dini kadar akla kıymet vermemişdir.

    Akıl bir nur-ı Rabbanidir ki insan onun sayesinde ma'lum olan şeyden, meçhul olan şeyleri istihrac eder.

Yine akıl; hissin galatlarını tashih eder. Mesela göz, içinde yaşadığımız dünyadan ne kadar büyük olan güneşi küçük görür. Halbuki onun küremizden ne kadar büyük olduğunu akıl tashih eder. Vapurda giderken etrafı yürüyor görürüz. Bunu da yine akıl tashih eder. Demek ki akıl ile his, ikisi bir şey değildir. Akıl, hayvanda yokdur, akıl, ruh-ı insanınin kalıbıdır.

Evet, İslam dini akla büyük kıymet verir dedik. Neden verir? Çünki Cenab-ı Hakk'ın esma-i ilahiyyesinin kaffesine mazhar olan insan, akıl sayesinde hürriyyet-i ezelisini, istihsal eder. Ya'ni akıl ile alem-i hikmeti, aşk ile de alem-i kudreti feth eder.

     Evet. Alem-i kudret; akıl ile, havas ile, hayal ile olunmaz, aşk ve iman ile idrak olunur. Zira mahlukatda olan zahiri hissin, tam olarak bir şey'i anlamasında muayyen bir hadd vardır. İşte his ve hayal bu haddi geçince yanılırlar.

Akıl da böyledir. Onun da bir hududu vardır. O da haddini geçince yanılır. Ya'ni akıl; alem-i hikmeti görür, alem-i kudreti görmeğe ona müsaade yokdur. Alem-i kudretden murad: Bir şey'i vasıtasız ve sebebsiz icaddır. Alem-i hikmetden murad: Esbabın vücudünü bulmakdır. Onun için akıl, muhal dediği bir şey'in kudretullaha nisbeten ehemmiyetsiz bir şey olduğunu bilmez.

     Mesela akıl: Çocuğun olması için babanın nutfesinin ana rahminde kabul edilmesi ve devrelerini geçirerek doğmasını kabul eder. Hikmet alemi olan olan bu dünyada bu sebebler olmadıkça çocuğun olmasını makul görmez. Kudret aleminde ise bu mümkinü'l-vücuddur ve vaki'dir.İşte: Adem, Havva, İsa ...

Esasen her mevcudun ilk çiftinin zuhuru hakkında akıl bir cevab veremez. Ya'ni, aklın kudret alemine gider bir yolu olmadığından kudret aleminden bir şey işittiği vakit derhal te'vile, tahrife kalkar da asla kendisine cehl izafesini layık görmez, yanıldığını bilmez.

     İşte hakiki insan, haddini tecavüz etmeyerek " hikmet alemine bir kudret alemi lazımdır" der, ayağı kaymaz. Bu ise kemal-i iman ile olur. Hulasa alem-i hikmet darlığında kalanlar akılları ile Hakkın kudretini, ahvalini bilemezler.

İşte mahbubül'l-kulub, muallimü'l ukul olan Hazret-i Muhammed (aleyhisselam); nezih Türk kavminin akın akın İslam olacaklarını ve İslam'a büyük hizmetler edeceklerini mu'cizeleri nev'inden olarak haber vermişlerdir.

Acaba neden bu kavim akın akın din-i celil-i İslam'ı sertac-ı ibtihac yapacakdı. Zira tarih gösteriyor ki bu kavim kadar istiklaline düşkün, hürriyetine meftun hiçbir kavim gelmemişdir. İslam dini de bunu hiçbir medeniyetin veremiyeceği kadar ona bol bol vermişdir.

     Yine Beşerriyetin Fahr-i Ebedidi Resul-i Ekrem şöyle ilan etmişlerdir:

     "Bir kavmin tealisi, tekamülü ve istiklalini muhafaza etmesi için akıl ile ilim hürriyyeti şartdır."

Böylelikle din-i celil-i İslam terakkiye mani olmak değil, belki terakkiye mani olan bütün kuyudu kırıyordu. Evet, İslam dini akılları söndürmeye değil, ona bir nur vermeye gelmişdi. Bütün edyan: " Aklı rehber ittihaz etmeyiniz" diye i'lan ederken, Resul-i Zişan: "Eddiynü hüvel akl ve la diyne limen la akle leh":" Allah'ın razı olmuş olduğu din akıldan ibaretdir. Aklı olmayanın dini de yoktur." Diye buyuruyorlardı. Ve bedenin nasıl gıdaya ihtiyacı varsa, aklında öylece ilme ihtiyacı olduğunu beyan ediliyordu...

     Onun için aklı zaif olan kimse ifrat ile tefritden kolay kolay kurtulup i'tidali bulamaz.

Huzur-i Nebi'ye bir gün bir kabile halkı geldi. Bir münasebetle reislerini medh ü senaya başladılar, senada pek aşırı gidince     Cenab-ı Peygamber:

     "Reisinizin aklı nasıldır?" diye sordular.

     Kabile halkı:

     " Ya Resulallah ! Biz zat-ı seniyyenize onun ibadetinden, hayırlı amellerinden haber veriyoruz, siz bize aklını soruyorsunuz" dediler.

     Muallimü'l-ukud olan Sultan-ı Resül Efendimiz:

    "Evet, medhetdiğiniz kimse reisinizdir, fakat bana aklı lazımdır. Ahmak adam cehaleti sebebiyle bir facirden daha ziyade fenalık işliyebilir ve bilin ki yarın Kıyametde de insanların Cenab-ı Hakk'a kurbiyyetleri akılları nisbetinde olucakdır" buyurdular.

    İşte dikkatle temmül edilirse İslam'ın akla ve ilme ne büyük kıymet verdiği anlaşılır...

Şikayet Et