Nesil Yayınları Üzüm Buğusu 1259452

Satıcı :
4.9 Ortalama Puan
5
10
4
1
3
0
2
0
1
0
- 33%
45,00 TL29,85 TL
Favorilere Ekle

ÜRÜNÜN KAMPANYALARI

9.1
Satıcı Puanı
9.1
Satıcı puanı, müşteri geri bildirimleri ve satıcının sipariş sürecindeki performansı dikkate alınarak hesaplanmaktadır.
Satıcıya Soru Sor

Ürün Değerlendirmeleri

4.9
4.9Ortalama Puan
5
10
4
1
3
0
2
0
1
0
11 Değerlendirme
9 Yorum

super bir kitap tavsiye ederim

**** ****|20 Ocak 2022|MAHİ MAĞAZA satıcısından alındı.
Ürünü satın aldı
Yorumu beğenmek için lütfen

Hoş bir öykü kitabı. kesinlikle alınıp okunabilir

S** B**|18 Aralık 2021|MAHİ MAĞAZA satıcısından alındı.
Ürünü satın aldı
Yorumu beğenmek için lütfen

Kısa hikayeler tarzında

H** Ü**|18 Aralık 2021|MAHİ MAĞAZA satıcısından alındı.
Ürünü satın aldı
Yorumu beğenmek için lütfen

böyle kitap yok mükemmel tavsiye ederim yazar zaten babamın arkadaşı bu yüzden bi kaç romanını biliyorum ama muhteşem almayan bin pişman

**** ****|16 Aralık 2021|AHİ MAĞAZA satıcısından alındı.
Ürünü satın aldı
Yorumu beğenmek için lütfen

Bu tarz kitaplar daha yaygınlaşması ve okutulmalı. Ortaokul öğrencilerin okuyabileceği güzel kitap. Hikayeler kısa. Kitapta kullanılan dil daha etkileyici olabilirdi. Yazarın emeklerine sağlık, kalemi güçlü olsun.

**** ****|15 Ocak 2022|AHİ MAĞAZA satıcısından alındı.
Ürünü satın aldı
Yorumu beğenmek için lütfen

Ürün Bilgileri

Nesil Yayınları Üzüm Buğusu

  • Ruhunu dinlendirmek için ara sıra çocukluk hatıralarının gölgesinde oturanlar, kısa süreliğine de olsa görülen geçmiş zaman gelgitlerine kapılıp beyaz geçmişin köpüklü dalgalarına karışıp huzuru bulurlar. Görülen geçmiş zamanlar, benim için öngörülen gelecek zamanlardır
  • kimi geçmişe bakarak geleceği anlamaya çalışır, ben geleceğe baktıkça geçmişe daha farklı anlamlar katıyorum. İzninizle, yeraltında yatanların yeryüzünde bıraktığı zenginliklerden arta kalanları yâd ederek
  • yaşadıklarımı ve şahit olduklarımı yeniden kurgulayıp hikâyeleştirerek, değerlerini bir kere daha haykırmak istiyorum! Ürün Adı: Üzüm Buğusu Ürün Kodu: 9786051836911 Yazar: Mustafa İlhan Ahi Basım Yılı: 2021 Kapak Türü: Karton Kapak Sayfa Sayısı: 240 Kağıt Cinsi: 2. Hamur Çevirmen:
  • Bu üründen en fazla 10 adet sipariş verilebilir. 10 adetin üzerindeki siparişleri Trendyol iptal etme hakkını saklı tutar.
  • Kampanya fiyatından satılmak üzere 10 adetten fazla stok sunulmuştur.
  • İncelemiş olduğunuz ürünün satış fiyatını satıcı belirlemektedir.
  • Bir ürün birden fazla satıcı tarafından satılabilir. Ürün liste ve detay sayfalarında tüketici memnuniyeti göz önüne alınarak fiyat avantajı, teslimat hızı, iade oranları ve genel hizmet kalitesine göre belirlenmiş puanı en yüksek satıcı görünür satıcı olur. Diğer satıcılar, ürün detay sayfasında alternatif olarak listelenirler.
  • Listelenen fiyat 24 Ocak 2022 tarihine kadar geçerlidir.

Ürün Açıklaması

Ruhunu dinlendirmek için ara sıra çocukluk hatıralarının gölgesinde oturanlar, kısa süreliğine de olsa görülen geçmiş zaman gelgitlerine kapılıp beyaz geçmişin köpüklü dalgalarına karışıp huzuru bulurlar. Görülen geçmiş zamanlar, benim için öngörülen gelecek zamanlardır; kimi geçmişe bakarak geleceği anlamaya çalışır, ben geleceğe baktıkça geçmişe daha farklı anlamlar katıyorum. İzninizle, yeraltında yatanların yeryüzünde bıraktığı zenginliklerden arta kalanları yâd ederek; yaşadıklarımı ve şahit olduklarımı yeniden kurgulayıp hikâyeleştirerek, değerlerini bir kere daha haykırmak istiyorum! Ürün Adı: Üzüm Buğusu Ürün Kodu: 9786051836911 Yazar: Mustafa İlhan Ahi Basım Yılı: 2021 Kapak Türü: Karton Kapak Sayfa Sayısı: 240 Kağıt Cinsi: 2. Hamur
Kitaptan bir kısa öykü örneği:

SALİH

Bana 5 lira borcu vardı..
Biliyordum ki ödeyemiyordu; sanıyordum ki zorlasam ödeyecek!
Çocuktuk..
Cahildik..
Lakin, bir cahilin yanındaki diğer cahil, çocuk da olsa genç de olsa farketmez, onun arkadaşı değil, doğrudan şeytanıdır!
"5 liran niye onda dursun; şunu şunu alu yirük, bunu bunu alu içerük.."
Köylük yerde, irili ufaklı suçların tamamına yakını, bir başka cahilin azıtmasıyla ötesini düşünemeyecek kadar hırslı gençler tarafından işlenir.. yoksa, kendi başına kalsa, her bir köylü çocuğu melek gibi masum ve sakindir!
Dikkat edin; kaza-bela-şer-kötülük-çirkeflik, bilumum kansızlıklar hep en az 2 kişinin bir araya gelip birbirlerini kışkırtmasıyla yapılır!
Bütün şerli olaylar; dedikodu, iftira, yalan, bühtan, laf taşıma, insanları birbirine düşürme, abartma, kışkırtma, ayartma üzerinden gerçekleşir..
Arkadaşlık ne kadar önemli; iyi arkadaş ne kadar da değerli..
Salih'in, evlerinin pencere kenarından çaresiz bakışları paslı bir çivi gibi 40 yıldır göğsümde çakılı durur!
Borcunu ödeyemiyor, benim ve şeytanımın korkusuna evlerinden dışarı da çıkamıyor..
Köylük yerde para ne gezer..
Mal güden bir çocuk parayı nerden bulsun..
Yanımdaki şeytan sürekli kışkırtıyor, kanırtıyor, kanatıyor:
"Niye vemiya senin paranı, vesin.. borç yapmayı biliya ya.. ben olsam söke söke alurum!"
Alacağımı tahsil edemeyişimle aşağılıyor beni, kendisi gibi şeytanlaştırıyor..
Köyler, suç ve günahın bayram yeridir; bir şeytanın varsa ondan kurtulamaz, kaçamaz, uzaklaşamazsın!
Sınırların, ufkun, özgürlüğün, seçeneklerin, bir beladan uzaklaşma mesafen, köyün bir ucundaki evden diğer ucundaki eve kadardır!
...........
Üç beş yıl sonra biz şehre taşındık.. Salih de o yıllarda köyden çok uzak diyarlara çalışmaya gitmiş olmalı..
Nereye taşınırsanız taşının, içinize çöreklenip oturan acılarınız da sizinle beraber gelir; Salih'in o çaresiz bakışlarını bir mendile sarıp kalbimin iç cebinde yıllarca sakladım..
Köydeki o mahalleden, o evin yakınından, o pencerenin önünden her geçişimde mendilimden süzülüp akan o bir çift çaresiz bakış, o eğilip bükülerek göğsümde paslanan çivi, yıllar boyunca beni delik deşik ederek ilistire çevirdi..
On yıllar boyunca Salih nerededir bilmem, ne yapar, ne eder bilmem..
Gidiş o gidiş; Salih köye bir daha hiç dönmedi..
Belki 40 yıl sonra, Salih'in babasının öldüğü haberini duyunca ne yalan söyleyim, üzüntüyle birlikte içime farklı duygular da çöktü..
İlk defa bir tanıdığımın ölüm haberi beni hem üzmüş hem de umutlandırmıştı!.
Babası yaşlıydı, hastaydı, vefatına tabi ki çok üzüldüm ancak bu cenazeye oğlu Salih'in de gelecek olması ihtimali içimde, bir bekleyişe dair umut da uyandırmıştı..
Koşa koşa gittim köy camisinin önüne..
Cenaze namazı öncesi ve sonrası baktım Salih ortalıkta yoktu..
Mezarlıkta gözüm hep O'nu aradı.. göremedim!
Defin boyunca bakındım durdum..
"Ben gördüm" dedi yanımdaki biri "Buradaydı Salih"
Rahatladım..
Babalarının defni sonrasında oğulları, mezarlığın çıkışında sırasıyla durup taziyeleri kabul ediyorlar..
Bilerek en sona kaldım..
Salih oradaydı..
Tahmin yoluyla tespit edebildim;
''Diğerleri asla Salih olamayacağına göre mecburen Salih bu kişi olmalı'' diye düşünerek..
Elini sıkarken yüzüne baktım; az önce defnettiğimiz ölünün elini sıkıyormuşum gibi ürperdim..
Salih bir hastalığın pençesinde çoktan ölmüş de babasının cenazesi için kendi mezarından izin alıp gelmiş gibiydi!
"Salih.." dedim..
"Beni tanıdın mı?"
Olduğundan iki kat yaşlı gösteren o göçmüş yüzünün ortasında daha da derinlere çekilmiş o bir çift göz beni görünce ışıldayıverdi:
- Tanımam mı Mısdafa, biz gardaşıduk, dedi..
Birden göğsüm karıncalandı; kimsenin görmediği paslı çivi, kanımı hoşurdatarak 40 yıllık yuvasını gevşetip ayaklarımın ucuna düştü!
Üzerine basarak bu mezarlığa en hayırlı cesedi, göğsümden düşen paslı çiviyi gömdüm..
"Başın sağolsun Salih gardaşım" dedim..
"Allah razı olsun Mısdafa gardaşım, ayaklarına sağlık" dedi..
Öyle ya.. ayaklarıma sağlık; 40 yıllık paslı çiviyi ezip gömdüler..
"Hakkını helal et gardaşım" dedim, dünyanın en hafiflemiş insanı olarak..
"Helal olsun da.. ne hakkı; biz gardaşuk!" dedi..
Salih, melekler gardaşın olsun senin emi..
Birbirine 40 yıl hasret kalmış tebessümlerimizi değiş tokuş ederek oradan ayrıldım..
Ertesi gün, beraber bir yemek yiyelim, sohbet edelim, halleşelim diye haber gönderdim..
Gönderdiğim haber "Salih İstanbul'a dönmüş" olarak geri geldi..
Bir hafta sonra, alınca çok memnun kalacağı şeylerden bir çuvalı doldurup köyde duran kardeşine bir haber daha yolladım:
"Salih'e gidecek bir çuval var, O'na gönderiversin"
Hocam O dün İstanbul'a gitmiş, dediler..
Niye?
Salih Abisi öldü ya.. dediler!
..............
İnsanların düz yolda dik yürüyüşlerine aldanmayın; çoğu ilistir gibi delik deşiktir..
Çoğunun sırtında, sahibine ulaştıramadığı tonlarca ağırlıkta emanetler vardır..
İnsanın, göğsünde paslı çivilerle yaşamasından bile ona daha ağır gelen bir sancı varsa o da 40 yılda alıştığı paslı çivilerin, sökülünce geride bıraktığı içi doldurulamamış boşluklarında yankılanan sancılardır..

Şikayet Et