"

Tuz

" araması için 3106 sonuç listeleniyor
Billur Tuz Rafine Iyotlu Sofra Tuzu 750 G
BillurTuz Rafine Iyotlu Sofra Tuzu 750 G
(679)
4,30 TL
Sepete Git
Sonraki Sayfa

Tuz

Tuz

Baharatların Kralı Tuz

Dünyada bulunan minerallere bakıldığında belki de en çok kullanılanı sodyum klorürdür. Sofralardaki adıyla tuz olarak da bilinen bu mineral gıdalardan yol çalışmalarına, su arıtma işlemlerinden kimya sanayisine birçok kullanım alanı bulunmaktadır. Saf hali itibariyle doğada yüzde kırkı sodyum ve yüzde altmışı da klordan oluşan tuz özellikleri sayesinde eski çağlardan beri gıda olarak da kullanılmaktadır. Günümüzde hem besinlerde hem de kimya ve sanayi alanlarında da oldukça fazla kullanılan tuz ticari olarak da değerli görülen bir maddedir. Saf haldeyken renksiz olan tuzun doğada üretim halinde gri, sarı, kırmızı, mavi ya da yeşil renklerde de bulunabilme özelliği vardır. Hem katı halde hem de sıvı halde dünyanın birçok yerinde tuz bulmak mümkündür. Katı haldeki formu kaya tuzu olarak adlandırılmıştır. Çözeltilerinden ayrıştırıldığında bazik ya da asidik özellik göstermeyen tuz pH değeri bakımından herhangi bir etki göstermez. Sıvı halde de okyanus ve denizlerde tuzlu su kaynaklarında bulunabilmektedir. Özellikle beslenme konusunda uzmanlığı bulunan doktorlar uzak durmamız konusunda sıkça tavsiye verse de tuz bizler için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan kadar tuz almak günlük beslenme alışkanlığımızın bir parçası olmalıdır. Daha az ya da daha fazla miktarlarda alınan tuz vücudumuzda ciddi zararlara neden olabilmektedir. Tuz, insanların beslenme dışında da çokça vaktini almıştır. Birçok ticaret anlaşmasının da maddeleri arasında yer alan tuz insanların besin olarak tükettiği tek maden olarak tarihte de önemli bir yere sahiptir. İlkel dönemlerde tuzun gıda muhafazasında kullanılmasının keşfi ile medeniyet yeni bir yola girmiş ve gıdaların uzun mesafeler arasında taşınabilmesi sağlanmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde lejyonlara maaş olarak para yerine tuz ile ödeme yapılmaktaydı. Osmanlı döneminde de tuzlaların kurulma aşamasından satışına kadar olan süreçleri büyük bir titizlikle planlanır ve tuz satışlarından elde edilen gelir hazinenin önemli bir kalemini oluştururdu. Misafirperverliğin göstergesi olarak da görülen tuz, benzer dönemlerde isyanlara ve savaşlara da neden olarak insanlık tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur. Hem ticaret hem de barış anlaşmalarında muhakkak yer alan tuzun yolculuğu bugün de benzer bir öneme sahip bir şekilde devam ediyor. Günümüzde fazla tüketimi ve sağlığa verdiği zararlarla gündemde olan bu hayati mineral bir süre daha geleceğimize yön vereceğe benziyor.

Tuz Çeşitleri

Tarihte ve günümüzde bu kadar etkili olan tuz tabi ki sadece yemeklere döktüğümüz bir baharattan ibaret değil. Arıtma, çözme, temizleme gibi tepkimeye girdiğinde kullanılabilen birçok görevi de bulunmakta. Bunları dışarıda tutarak insanların direkt olarak kullandığı tuzlara bir göz atalım. Özellikle sofralarda ve konserve gıdalarda kullandığımız kaya tuzu içerisindeki seksen dört element ile vücudumuz için gerekli olan mineralleri tek başına karşılayabilmektedir. Yer altı kaynaklarından çıkarılarak soframıza ulaşmaktadır. İri taneli kristal şeklindeki yapısı ile ister olduğu gibi isterse de öğütülerek kullanım imkânına sahiptir. Tuz çeşitleri arasında en çok tercih edilenlerden birisidir. Sofra tuzu olarak satışta yer alan tuzların sodyum klorür içeriği diğer tuz çeşitlerine oranla daha yüksektir. Toplandığı kaynaktan sofralarımıza gelene kadar birçok arındırma ve işlemden geçerek paketlenir ve satışa sunulur. İyotlu ve iyotsuz olarak farklı ambalajlarda satılmaktadır. Himalaya tuzu içerdiği mineraller ve ısıyı tutma özelliği sayesinde daha çok sofra dışında kullanılmaktadır. Farklı renklerde doğada bulunan Himalaya tuzları dekoratif amaçla da kullanılabilmektedir. Deniz tuzu tadı, dokusu ve sofra tuzuna göre farklı işlemlerden geçmesi nedeniyle ayrıca değerlendirmek gerekir. Deniz tuzu denizden çıkarıldıktan sonra herhangi bir fabrikasyon işlemi görmeden tamamen doğal yollarla ayrıştırılır ve bizlere ulaşır. Bu tuzlar dışında ülkemizde ithal olarak bulunan ve dünyada çokça tercih edilen birkaç tuz çeşidinden daha bahsetmekte fayda var. Hem aktarlarda açık olarak hem de diğer satış noktalarında kapalı olarak bulabileceğiniz çeşnili tuz birçok baharatın (tuz biber limon) belirli oranlarla bir araya gelmesiyle oluşturulur. Başta et yemekleri olmaz üzere salata ve başka birçok gıda da rahatlıkla tüketilebilir. Özellikle tuzlu deniz ve göllerden elde edilen rafine edilmemiş halde bulunan sıvı tuz da son yıllarda ülkemizde de raflardaki yerini aldı. Mayi tuz sayesinde vücudun ihtiyacı olan birçok minerali sıvı tuzdan edinebiliyoruz. Amerika ve Avrupa’da da kullanım miktarı artan sıvı tuz herhangi bir işlem görmediği için rahatlıkla tüketilebilir durumda. Vücudun iletkenliğini ve ağır metal emilimini dengelemekte önemli bir rol üstleniyor. Mayi tuz faydaları sayesinde sofralarımızda sıkça görmeye başlayacağız. Son yıllarda sıkça duyduğumuz havai deniz tuzu da mineral bakımından oldukça zengindir. Volkanik patlamalar sonucunda açığa çıkan bu tuz ile özellikle deniz ürünleri içeren yemeklerinizi tatlandırabilirsiniz.

Tuzun Faydaları

Fazlası da azı da sağlık için tehlike yaratabilen tuzun vücudumuzun her noktasına ayrı bir etkisi bulunmaktadır. Sindirim için büyük önem taşıyan tuz faydaları ile daha ilk basamakta kendini göstermektedir. Tükürük bezlerimizin ürettiği sıvı ile yediğimiz yiyecekler daha ağızda çözülmeye başlayarak sindirimin öncü basamaklarından birini oluşturur. Tuz sayesinde tükürük bezlerindeki salınım artar ve sıvı oranı artar ayrıca özellikle ağız bölgemizde yer alan bakterilerin azalmasına yardımcı olarak tükürüğün saf asidik yapısının korunmasında da etkili olur. Bakterilere karşı benzer bir etkiyi bağışıklık sistemi içinde sağlamaktadır. Antiviral özelliği sayesinde bağışıklık sistemi güçlenerek direnci artar. Solunum yolundaki bakteriler için de düşmanlık yapan tuz sayesinde sinüs kanallarının daha rahat çalışmasının yanında bronşlarda meydana gelen tıkanıkların da açılmasını sağlamaktadır. İçindeki mineraller arasında yer alan kalsiyum sayesinde kemiklerin güçlenmesinde de rol oynamaktadır. Kas ve sinir sistemindeki asit miktarının dengelenmesi sayesinde ödem gibi rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olur. Yatmadan önce bir miktar tuz içeren su tüketilmesi serotonin hormonunun miktarını dengeler ve stres oluşumunu azaltır. Uyku problemi çeken kişiler için de bu bir bardak tuzlu su dengeleyici özelliği ile tüketilmesi önerilir. Kan şekeri nedeniyle artan insülin değerlerinin düşmesinde de önemli bir rol oynayan doğal tuz tabi ki uzman doktor tavsiyesi ile belirli miktarlarda ve aralıklarla tüketilmesi gerekmektedir. Özellikle kronik rahatsızlığı olanların doktor kontrolünde ve belirli ölçüler dâhilinde tüketmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra egzama gibi cilt ve deri hastalıklarının tedavisinde de tuzun önemi büyüktür. Ciltteki nem dengesinin korunması sayesinde tedavide büyük rol oynar. Aynı şekilde saç derisindeki nem dengesini de korumaktadır. Bu da saç dökülmeleri, yağlanma, saç derisindeki tahriş gibi birçok rahatsızlığın önüne geçmektedir. Hücrelerin su tutabilmesi ve mevcut su seviyelerini korumak için de tuzdan faydalanılmaktadır. Bu da aşırı terleme gibi bazı problemlerin önüne geçmede etkili olur. Sağlığa olan etkilerinin yanında gıda maddelerinin uzun süre muhafazasında da tuzun kullanımı yaygındır. İlkçağlardan itibaren özellikle et ve balık gibi ürünlerin tuz içerisine konarak uzun süreler tazeliğini koruyarak saklandığı bilinmektedir. Yine benzer bir şekilde özellikle ev yapımı ürünlerin uzun süre dayanması için de içerisine tuz eklenir. Başta salça ve salamuralar olmak üzere neredeyse tüm konserve ürünlerde tuzun koruyucu özelliğinden faydalanılır. Kozmetik sektöründe de kullanılan tuz ile özellikle akne ve sivilce tedavisi için etkin maddeler arasında yer almaktadır.

Fazla Tuzun Etkileri

Gün içerisinde belirli bir miktar tuz almak vücudun normal çalışma düzenine devam edebilmesi için gereklidir. Beslenme alışkanlıklarımıza göre gün içerisinde yediğimiz gıdaların hepsinde bir miktar tuz bulunmaktadır. Vücudumuzun bu denli ihtiyacı olan ve sıkça kullanılan tuzun zararı az ya da çok miktarda kullanılmasına göre değişiklik göstermektedir. Günlük olarak 1.5 gram ile 2.5 gram aralığında tuza ihtiyaç duymaktayız. 45 yaş ve üstü kişilerin metabolizma hızlarında farklılıklar olabileceği için doktor kontrolünde günlük tuz ihtiyaçlarını kontrol ettirmeleri gerekmektedir. Bu miktarın altında ya da üstünde kullanımlar vücudumuzda uzun süreli ya da kalıcı hasarlara neden olabilmektedir. Ortalama miktarın altında alınan tuz neticesinde tansiyonun düşmesine, baş dönmelerine ve bayılmalara yol açabilmektedir. Özellikle Türk mutfağında neredeyse her yemekte, hamur işlerinde, salatalarda ve hatta bazı tatlılarda kullanılan tuz günlük ihtiyacımızdan daha fazla olması halinde daha çok soruna yol açabilmektedir. Yüksek kullanımlarda tuz tansiyon olmak üzere birçok soruna sebep olmaktadır. Yüksek tansiyona bağlı olarak kalp ve damar rahatsızlıklarına, aşırı kilo alımına bağlı olarak obeziteye neden olabilmektedir. Yüksek ve sık tuz tüketimi omurlarda ve kemiklerde kireçlenmeye neden olabilmektedir. Metabolizmaya bağlı olarak sindirim sisteminde yavaşlamalara ve hatta felç geçirilmesine bile neden olabilmektedir. Aşırı tuz yemek daha birçok hastalığa davetiye çıkartmaktadır. İştah açıcı bir özelliğe sahip olan tuzun kilo vermeye çalışanlar için kullanılmaması tavsiye edilir. Yine de tuz kaç kalori sorusuna cevap vermek gerekirse tuzun herhangi bir kalori değeri bulunmamaktadır. Tuzun fazla kullanılması nedeniyle oluşabilecek bu ve benzeri birçok rahatsızlığın önüne geçebilmek için tuz tüketiminin sınırlandırılması ve daha sağlıklı olarak kabul edilen tuzların kullanılması gerekmektedir. Özellikle hazır gıdaların korunmasında gereğinden fazla tuz kullanıldığı için paketlenmiş gıdalar tüketilirken içerisindeki tuz miktarına dikkat edilmesi gerekir. Aynı şekilde işlenmiş etleri az kullanmalı bunun yerine meyve sebze tüketimine ağırlık verilmelidir. Yemeklerde kullanılan tuz miktarı mümkün olduğunca azaltılmalı ve yemeklerin lezzetli olabilmesi için taze yeşillikler ya da kurutulmuş otlar kullanılmalıdır. Patates ve mısır cipsi, hazır patlamış mısır, hazır çorbalar gibi içerisinde bol miktarda tuz bulunan ürünlerin tüketilmemesi gerekir. Hamur işinin öğünlerimizdeki ağırlığını azaltmamız tuz alımının da azalmasında etkili olacaktır. Yediğimiz ortalama beş dilim ekmekle bile günlük tuz ihtiyacımızdan daha fazlasını aldığımızı düşünürsek beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini görmüş oluruz. Sofralarımızın baş ucunda yer alan ve her öğünde cömertçe kullandığımız tuzluklarımızı kaldırmamız halinde bile günlük olarak yaklaşık yüzde 15 kadar daha az tuz aldığımız tespit edilmiştir. Özellikle tansiyon hastaları ya da tuz kullanımı ortalamanın üzerinde olan kişiler için doktor tavsiyesiyle diyet tuz kullanımını tercih edebilirler.

Deniz Tuzu Mu Sofra Tuzu Mu Tercih Edilmeli?

Türk mutfağının ve Türk insanının genel özelliklerine baktığımızda gelenekselci bir yapıda olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mutfağımıza aldığımız gıdaların büyük bir çoğunluğu muhtemelen güvendiğimiz ve yıllardır alışveriş yaptığımız kişilerden satın alıyoruz. Aynı şekilde kullandığımız gıdalar da yine uzun süredir kullandığımız ürünler oluyor. Yıllardır aldığınız tuz size ve ailenize yararlı mı yoksa zararlı mı gibi detaylar aslında en çok merak edilenler arasında yer alır. Mutfaklarımızda tükettiğimiz tuz çeşidi genel olarak sofra tuzu sınıflandırmasına giren işlenmiş tuzlar. Sofra tuzu yeraltı kaynaklarından çıkarıldıktan sonra temizlenme de dâhil olmak üzere birçok işlemden geçtikten sonra sofralarımıza ulaşmakta. Bu uzun yolculuk sırasında fabrikasyon işlemlerinden geçen tuzun içinde de bazı kimyasal maddeler bulunuyor. Piyasada güvenli olarak tabir edilen birçok firmada bu kimyasalların sayısı olabildiğince az. Yalnız merdiven altı olarak tabir edilen firmalar bu kimyasallar konusunda oldukça cömert davranıyorlar. Bu işlemler ve kimyasallar neticesinde tuz içerisinde yer alan mineraller kaybolmakta ve tuzun yararı giderek azalmaktadır. Özellikle Guatr hastalığına sahip kişilerin tercih ettiği iyotsuz tuz sofra tuzu çeşitleri arasında yer almaktadır. Doğal sofra tuzu iyot içermediği için bu ve benzeri hastalıkları olanlar tuz tercihini iyotsuz tuzlardan yana kullanabilir. İyotlu tuz için ise fabrikasyon sürecinde potasyum iyodür maddesi eklenmesi gerekmektedir. Deniz tuzu işe herhangi bir kimyasal işlem görmeden güneş ve rüzgâr enerjisi sayesinde deniz suyunun buharlaştırılması sonucu ortaya çıkartılmaktadır. Doğal yapısı ve işlem görmemesi neticesinde renk, tat, tane yapısı ve boyutu ile sofra tuzundan oldukça farklıdır. Deniz tuzu içerisinde yer aldığı besinin vücudumuzca işlenmesinde ve sindirilmesinde de önemli etkileri bulunmaktadır. Yararlı maddelerin vücut tarafından emilmesine yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklerinin yanı sıra kanda taşınan oksijen miktarında da artışa yardımcı olur. Kandaki oksijen miktarının artmasına bağlı olarak saç derisinin ferahlamasına ve saçların kuvvetlenmesine yardımcı olur. Özellikle kış aylarında viral rahatsızlıkların önlenmesinde yardımcı rol oynar. Hormon bezlerinin çalışması için de deniz tuzu yardımcı olmaktadır. İçerdiği mineraller sayesinde serotonin ve melatonin salgılanmasına yardımcı olarak stresi arttırır ve depresyondan korunmaya yardımcı olur. Kan şekeri problemi yaşayanlar da yine doktor kontrolüyle birlikte deniz tuzu kullanarak kan şekerini düzenleyebilirler.

Tuz Modelleri, Özellikleri ve Fiyatları

Hayatımızda bu denli yere sahip olan tuzun çeşitleri ve üretim miktarları da bir o kadar fazla. Birçok firma gerek yurt içi üretimlerle gerekse ithal tuzlarla ihtiyacı karşılamak için çalışmakta. Bu kadar firma ve çeşit içinde de tuz fiyatı da çeşitli başlıklarda farklı fiyatlandırmaya sahipler. Türlerine gramajlarına ve kullanım alanlarına göre farklı fiyatlara sahip tuzlardan en çok kullanılanı sofra tuzu. Restoranlar ya da yemek üretimi yapan firmalar için özel olarak üretilen tek porsiyonluk tuzlar genel itibariyle 50, 100, 200’lü paketlerde satılmaktadır. Bu paketler içerisinde genelde 1.5 gramlık ayrı tuz paketçikleri bulunur. Ambalajı yırtılıp kullanılacağı alana kolayca dökülebilmektedir. Bunun dışında 250 gram, 500 gram, 750 gram, 1000 gram, 2500 gram, 5000 gram ve 10000 gram gibi farklı seçenekleri fiyatlandırmada da önemli bir etken oluşturmaktadır. Kalabalık aileler ya da işletmeler için 1000 gram ve üstü ağırlıklara sahip tuzlar daha çok tercih edilmektedir. Yüksek gramajlı tuzlar aynı zamanda turşuluk tuz ya da konserve tuz olarak da kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra evlerimizde de 1000 gram ve altındaki ağırlıklara sahip tuzlar tercih edilmektedir. Tuzlar bulundukları ambalaja göre de farklı fiyatlara sahip olabilmektedir. Küçük ebattaki tuzlar genellikle plastik içerikli ambalajlarda bulunmaktadır. Bunun yanı sıra bazı tuz markaları evlerde daha rahat kullanılabilmesi için ambalajların üst kısımlarında delikler bulundurarak aynı zamanda tuzluk olarak kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bazı firmalar da özellikle deniz tuzu, kaya tuzu gibi tanecikli yapıdaki tuzlarını baharat değirmeni ile birlikte sunmaktadır. Bu sayede tuzu kendi ambalajıyla öğüterek kullanım kolaylığı sağlamışlardır. Daha çok bulaşıklarda kullanılan tablet tuz kendine has bir ambalaj yapısına sahiptir. Dekoratif tuzlar da dâhil olmak üzere birçok tuz çeşidi için Trendyol mağazalarına göz atabilirsiniz. Farklı sınıflandırma seçenekleri sayesinde ihtiyaç duyduğunuz tuza rahatça ulaşabilir, fiyatlandırma, tercih edilme gibi başlıklarda sıralamalar yaparak satın alma sürecinizi hızlandırabilirsiniz.